Kılıçdaroğlu ‘Erdoğan’ın bilmediği bir şey var’ dedi bir grup gazeteciye açıkladı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” teorisinin çöktüğünü piyasada faizlerin yükseldiğini söyledi. Son açıklanan enflasyon rakamlarına değinen Kılıçdaroğlu, “Lakin Erdoğan’ın bilmediği bir şey var, bu ülkenin insanları sonunda mutfağa girince gerçekle karşılaşıyorlar. İstediği değin dini argümanları kullansın, sonuçta mutfak siyasette en egemen alandır.” dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP’yi takip eden gazetecilerle JW Marriott Ankara Otel’de kahvaltıda bir araya gelerek, soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Millet kurumlarına yapmış olduğunuz ziyaretler var, halkı sokağa çağırdığınızı bu ziyaretlerle yorumluyorlar. Cumhurbaşkanı, ‘Cumhur İttifakı olarak hepinizi önümüze katarız, gideceğiniz yere dek kovalarız’ ibaresi kullandı, bu konuda neler söyleyeceksiniz?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, “Ben Ulusal Eğitim Bakanlığına gitmeden önce daha açık konuşmak gerekirse Sayın Bakandan randevu istedim. Randevu gelmedi.” diye konuştu.

“Haksızlığa uğrayan herkesin hakkını demokratik yollarla arayacağız”

Haksızlığa uğrayan öğrenciler olduğunu gösteren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Takriben 15 saat sonradan ben oraya gittim. Bakandan randevu istedik. Lakin ben oraya gittiğimde haksızlığa uğramış bir kişinin haksızlığını ve bunun gerekçelerini Bakandan öğrenmek istiyorum ve randevu istiyorum. Randevu verilmiyor, en az 12 saat bekliyorum yeniden verilmiyor, 15. saatte oraya gidip o açıklamayı yapıyorum. Gençler namına yapıyorum. Oraya neydi, kilit mi vurulmuştu? Natürel kalabalıkta kilidi falan öyle göremedim lakin kilit de vurulmuş. Fiilen normalde tepkiyi göstermesi gereken biz değil. TBMM Başkanının tepki göstermesi lüzumlu. Bir milletvekili bakanlığa nasıl gidemez? Bu eleştiriyi hazmedememek demektir. Sen neden adaletsizliklere karşısında çıkıyorsun demektir. O Kadar ‘sokağa çıkacağız, asacağız, keseceğiz’ falan değil o kadar bir şey. Fakat şu bir reel, onların haklarını arayacağım. Bütün il başkanlıklarımızda hukuk birimleri bu konuda çalışıyor. İtiraz dilekçeleri hazırlandı. Bir internet sitesi oluşturuldu. Ve diyorlar ki ‘bunlara sahip çıkmayın’, peki biz kime sahip çıkacağız? Haksızlığı yapan Erdoğan’a mı sahip çıkacağız? Sokağa çıkma diye bizim kitabımızda bir şey yok. Fakat haksızlığa uğrayan herkesin hakkını demokratik yollarla arayacağız.”

MEB’in kapısına kilidi koruması mı taktırdı?

“Milli Eğitim Bakanlığının kapısına takılan kilidi, sizin korumalarınızın taktırdığı yönünde iddia var, bu konuda ne söylersiniz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Benim korumalar o kadar güçlü mü? Demek onların sözü dinleniyor, bizim haberimiz yok. Korumaları gönderelim Merkez Bankası’na bir faizi indirsinler.” yanıtını verdi.

“Faizler düşmedi, yükseldi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Faiz sebep, enflasyon netice” söylemi ve açıklanan son enflasyon rakamlarına ilişkin bir soru üstüne Kılıçdaroğlu, bu teorinin iflas eden bir kuram olduğunu ileri sürerek, şöyle devam etti:

“Bizim ekonomi tarihinde öncelikle bir kişi kadar dillendirilen ve kısa vakit daha sonra denendikten daha sonra iflas eden, yanlışlığı ortaya çıkan bir teori. ‘Faizler düştü.’ Hayır, faizler yükseldi. Buyurun gidin bankalara, deyin oysa ‘ben ticari kredi sürüklemek istiyorum.’ Eylül ayı ile aralık ayına bakın. 17’den 25’e çıktı. Hangi faiz düştü? Alıcı kredisi alacaksınız, buyurun gidin herhangi bir bankadan alıcı kredisi alın. Eylül ayına bakın, şimdiye bakın artmış. Devletin 5 takvim borca girme kağıtlarına bakın o da 17’den 25’e çıktı. En büyük kazığı yiyen de hazinenin kendisi. Yani devleti yönetenler kendi kendilerine kazık attılar. Yüzde 17 faiz ödenmesi gerekirken, yüzde 25 üzerinden faiz ödeyecekler. Hani faiz düşmüştü? Dediğim gibi iflas eden bir kuram. Dini söylemlerle vaziyeti kurtarmak istiyor. Faiz arttı peki ne oldu? Nas ne oldu? Faiz arttı. Erdoğan şöyle düşünüyor, ‘benim bir tabanım var ne dersem bana inanır. Ben bunları rahatlıkla kandırabilirim.’ Lakin Erdoğan’ın bilmediği bir şey var, bu ülkenin insanları sonunda mutfağa girince gerçekle karşılaşıyorlar. Erdoğan’ın unuttuğu mutfak. Mutfağı unutmuş vaziyette, Erdoğan gerçeklerden kopuk. İstediği değin dini argümanları kullansın, sonuçta mutfak siyasette en hakim alandır.”

CHP Grup Başkanvekili Bağımsızlık Özel’in Kur’an kursları ile ilgili açıklamaları ve iktidar kanadının bu sözlere tepkisinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği yaptığı dönemde, Diyanet İşleri Başkanlığının Kur’an kurslarında öğrencilere bahşedilen derslerin kitabını istediğini aktardı.

CHP’li Serbest Özel’in tepki çeken Kur’an Kursu sözleri

Son derece hoş hazırlanmış, renkleri özenle seçilmiş kitaplar olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocukların Kur’an’ı dar öğrenebilecekleri materyaller vardı ve ben Diyanet İşleri Başkanlığını, komite üyeliği yaptığım dönemde kutladım. Diyanet İşleri Başkanlığının, çocuklarımıza, isteyen anne babaların, ailelerin çocuklarına Kur’an’ı öğretmeleri kadar doğal bir şey yoktur. Siyaset din, inanç alanına katiyen girmemeli. Kimlik alanına katiyen girmemeli. yaşam tarzı alanına katiyen girmemeli. Anayasamızın 24. maddesinde de bu gayet açık ve net. Bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Düşüncem bu. Bu düşüncemi tekrar tekrar gittiğim baştan de ortamda da Genel Başkan olmadan önce de bunları dillendirdim. Bütün mesele şu, gerçekten de Kur’an kurslarının anne babaların güven içinde çocuklarını gönderebilecekleri mekanlar olması, bunların güzel mekanlar olması hatta bu konuda bir takım Kur’an kurslarının badana boyalarının CHP il başkanlıkları göre yapıldığını da belirlemek isterim. Hatta Kocaeli’nde bu yapıldığı zaman herkes şaşırmıştı. Bazıları, ‘vay efendim siz bunu nasıl yaptınız, sizde metamorfoz mi oldu?’ hayır efendim olması lüzumlu. İnsanlar kendi inançlarını çocuklarının da öğrenmesi gerektiğini isteyebilirler. Böyle bakıyorum. Bunun AK Parti göre MHP kadar bulunmuş bir şey gibi siyasete malzeme edilmesini de fazla içten bulmuyorum. Partimizin görüşü budur.”

Tanju Özcan aday olabilir

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın, CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kadar uyarı cezası almasının ardındaki CHP’ye yaptığı cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili uyarıya ilişkin soru üzerine de Kılıçdaroğlu, “Tanju Bey’in ‘cumhurbaşkanı adayı olabilirim’ açıklaması, olabilir cümbür cemaat namzet olabilir. Herkesin namzet olduğu bir ortamda Tanju Bey de ‘ben de aday olabilirim’ diyor. 100 bin imza toplarsa o da aday olabilir. Bizim ‘sen namzet olacaksın, sen aday olmayacaksın’ diye özel bir şeyimiz değil. Dolayısıyla Tanju Bey de kendi yönettiği ilin hassasiyetlerini dikkate alarak zaman zaman politika yapıyor. Ona da saygı duymak gerekiyor.” görüşünü paylaştı.

20 Aralık gecesi yaşananlar

Daha önce 20 Aralık gecesi ile ilgili yaptığı açıklamaları hatırlatılarak, CHP’nin bu konuda verdiği önergenin TBMM’de reddedilmesini nasıl değerlendirdiği sorulan Kılıçdaroğlu, “Doların 18’e çıkması sonrası 13’e inmesi, Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgununa yol açtı. Bunu ifade ediyorum zaten.” sözlerini sarf etti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Rakamlarla da bunu açıkladık zaten 1 milyon dolar 18’den satılıp daha sonra 13’ten yeniden alındığı takdirde büyük paralar kazanabiliyor ahali. O Kadar fazla çevre de bunu biliyordu zaten. Dolayısıyla yükseltilmesinin ve düşürülmesinin kimlere büyük yararlar sağladığını bilmemiz gerekiyor. Burada Sayın Nebati’nin söylediği bir tümce çok kayda değer ‘Küçük yatırımcılar hasar gördü’ diye yanlış hatırlamıyorsam öyle bir izah etme yapmıştı. Onlar biliyorlar, ana büyük yatırımcılar kazandı, ufak yatırımcılar da kazığı yedi. Bunu da Hazine ve Maliye Bakanı rahatlıkla da seslendirebildi. Bu süreç içerisinde 128 milyar dolar gibi bu süreç içerisinde koskocoman vurgunların yapıldığını, belirli kişilere mucizevi avantajların sağlandığını biliyoruz. Fakat bunun maddesel belgelere indirgenmesi gerekli. Bunun için de Meclis’e bir araştırma önergesi verdik. Ben Sayın Bahçeli’ye de bir çağrı yaptım, ‘Yolsuzluklar konusunda duyarlıysanız bunun araştırılması lüzumlu. Kim kazandı buradan ve kim kaybetti’. Bu kayıtların tamamı var zaten. Bankalarda da var. AK Parti ve MHP bunu reddettiler. ‘Bunu bile bile yaptık’ diyorlar. Kimlere fayda sağlandı, bunun araştırılması gerekli. Bunu unutacağımızı hiç kimse düşünmesin. Keza 128 milyar dolar ayrıca 20 Aralık gecesi yapılan büyük operasyonun sonuçları, gün gelecek girdisi çıktısı ile kamuoyu ile paylaşılacak.”

Türkiye’nin yeni dış politika açılımları ve 2021 değerlendirmesine yönelik soruyu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, iç politikadaki bütün hataların dış politikada da tekrarlandığını iddia etti.

“Zorlayacak, çıkmayacağız”

Salgın sebebiyle CHP’nin kurultay takviminin ertelenip ertelenmeyeceğine yönelik soru üzerine Kılıçdaroğlu, “İlk Parti Meclisi’nde bunu görüşeceğiz. Kararı Parti Meclisi, aslında MYK alıyor ama natürel önemli bir karar olduğu için biz bunu Parti Meclisi’ne taşımayı daha ahlak bulduk. Orada tartışacağız ve karar alacağız.” sözlerini sarf etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü konuşmasında yaptığı 15 Temmuz anımsatmasını nasıl yorumladığı sorulan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Gülümseyerek yorumladım. Bütün tersine arkadaşlara taşkınlık yapmayacaksınız, sokaklara çıkmayacaksınız, büyük bir sabırla sandığı bekleyeceksiniz… Dediğim gibi beyefendi düş aleminde yaşadığı için, vay efendim sözde biz ‘sokaklara çıkın, şunu yapın, bunu yapın’ diye talimat vermişiz. Bunun basın danışmanları değil mu Allah aşkına. En azından bizim neler konuştuğumuzu kendisinin önüne koymuyorlar mı, eğer bize yanıt verecekse, beni dinlemesini öyle beklemem. Çünkü beni dinlediği vakit koltuğunda sıcacık oturamaz, bunu da gayet iyi biliyorum. Ve hazmedemez, eleştiriyi hazmedemiyor. Fakat hayal dünyasının dışına çıkması gerekli. Hangi taşkınlık, biz bütün aksine, sakin, sabırla, ‘tercih sandığını bekleyeceksiniz, sandık gelecek, gideceksiniz, oyunuzu kullanacaksınız, bir otoriter yönetimi demokratik yollarla değiştireceksiniz’, bunu gittiğimiz her yerde söylüyoruz. Ama beyefendi bizim sokağa çıkmamızı istiyor anladığım kadarıyla, çıkmayacağız. Zorlayacak, çıkmayacağız, baskı kuracak, çıkmayacağız lakin gereğini yapacağız sandıkta.”

“Erdoğan ekonomiyi de Türkiye’yi de yönetemiyor”

Cumhurbaşkanı’nın “enflasyonun köpüğünü alacağız” sözünü nasıl değerlendirdiği sorulan Kılıçdaroğlu, “Bu değin zamdan sonra zamları geri mi alacaklar?” yanıtını verdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Hadi dolarda gerileme oldu bunu anladık, derhal peki zamları da geri alacak mı? Erdoğan’ın enflasyonun köpüğünü alması için zamları da geri alması gerekli. Bunu yapabilir mi, yapacağını hiç sanmıyorum. Söylediği yalnızca politik bir söylem, kendi tabanını rahatlatmak için kullandığı bir cümle. Bakın Eximbank’a direktifler verildi. Eximbank ihracatçıların, ithalatçıların taleplerini karşılayamaz durumda 5 gündür. Erdoğan ekonomiyi de Türkiye’yi de yönetemiyor.” görüşünü paylaştı.

HDP’nin ziyareti hatırlatılarak, “HDP bir ziyarette bulunmuştu, erken tercih ile ilgili öneri başvurusunda bulunmuştu, buna yanıtınız ne olacak?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“HDP geldiğinde ‘evet biz erken seçimle ilgili bir öneri vereceğiz’ dedi. Verebilirler natürel sonuçta egemen bir siyasal parti. Biz zaman zaman nasıl önerge veriyorsak HDP de önergesini verebilir. Erken seçim isteyen her siyasi parti komisyona önergeleri versin, geçmişte öyle olmuş, dilekçe her siyasi parti erken seçim için önergelerini versin. Komisyon başkanı bütün bu önergeleri topluyor. Ve önergeler toplandıktan sonradan da kabul edilirse Genel Kurul’a iniyor. Böyle bir önerimiz oldu, onlar da bizim önerimize karşı natürel nasıl bir söylev alacaklar onu bilmiyoruz.”

“Erdoğan’ın yapacağı en güzel şey süratle erken seçime gitmektir”

“Erken tercih çağrınız devam ediyor, iktidarın kendi süresinden kısarak erken seçime gitme ihtimali var mı?” sorusunu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erdoğan, erken seçime gitmek zorunda. Şunun için, ülke yönetilemez noktaya geldi. Define’nin durumu umulan, piyasanın durumu malum, vatandaşın durumu umulan nereye değin götürecek? Geçen her gün 84 milyon vatandaşın sırtına yeni yükler ilave ediliyor, nereye dek götürecek bunu? Fazla Define öyle aydınlık yok, borçlar ödenecek, doların yükselmesi, Türkiye’nin yükümlülüklerini artırdı, ‘faizi düşürdük’ diye söylediler, Merkez Bankası’nın faiz düşürmesi açık havada herhangi bir faiz düşmesi olmadı, bütün tersine Hazine’nin borçlanma faizi yükseldi, vatandaşın faizi yükseldi. Dolayısıyla bu işlem içerisinde Erdoğan’ın oluşturacağı en hoş şey hızla erken seçime gitmektir.”

Dış politika eleştirileri: Aç kal kardeşim ya

Dış politikada, Türkiye’nin bölgesinde büyük ölçüde yalnızlaştığını savunan Kılıçdaroğlu, şunları dile getirdi:

“Etken güçlerin de Türkiye’de bir anlamda sözcülüğünü yaptı Erdoğan. Dominant güçlerin tüm taleplerini yerine getirdi. 33 askerimiz şehit edilirken, onlar bizi arayacağına Erdoğan apar topar Putin’e gitti. Putin’in kapısında bekledi. Türkiye’nin itibarı yerle bir oldu. Trump telefon açtı, papazı bıraktı. Ortaya çıkıp efelenmeye çalıştı, acilen dünyada efelenecek bir etraf yok. Efeleniyorsa ülkenin fakirine fukarasına efeleniyor. Dış politikada Türkiye bu değin hiç yalnızlaşmamıştı. Tarihinde ilk kez bu dek yalnızlaştı. Fazla yalnızlaşınca Orta Doğu’daki bütün gücünü kaybetti. Balkanlar’daki Kafkaslar’daki AB’deki gücünü kaybetti. Saygınlığını, itibarını büyük ölçüde kaybetti. Acilen yeni arayış içinde ‘acaba düzeltebilir miyim’ diye. Katar’dı, BAE’ydi, İsrail, Darı, Suriye buralara ikinci insanları göndererek, ‘yeniden temas kurabilir miyim’ arayışı içinde.”

Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolünü Yunanistan’ın üstlenmeye çalıştığını aktaran Kılıçdaroğlu, dış politika açısından tam bir başarısızlık yaşandığını bahis ederek, şu düşünceleri paylaştı:

“Bir başarı değil başarısızlık, afet var. Erdoğan’ın bunu ayar şansı değil. Çünkü itibarı değil. Bir tek güvendiği Katar var. Katar’a her türlü imkanı verdi. Vermedikleri hiçbir şey kalmadı. Derhal de BAE’ye gidiyorlar. ‘Acaba bize para verirler mi’ diye. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, izlediği dış politika ve iç politika sonucunda dominant güçlere, parası olan ülkelere gidip dilenci gibi yalvararak, yakararak, onları ağırlama ederek, kırmızı halılar sererek kabul etmesini ben kabul etmiyorum. Aç kal kardeşim ya. ‘Barışacağım’ diyor. İyi de sen diyorsun da onlar seninle barışmak istemiyor.”

Yorum yapın