İstanbul Tıp Dekanı’ndan grip uyarısı: Acile başvurular iki kat arttı

İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, önlemlerin gevşemesiyle çoğalan grip vakaları sebebiyle acillere başvuruların iki katına çıktığını söyledi. Tükek, “Boğaz ağrısı, burun akıntısı gibi şikayetlerle geliyor hastalar. Jurnal PCR deneme sayımız da ikiye katlandı. Çünkü ilk kez Covid olup olmadığını anlamamız gerekiyor. Oysa PCR pozitifliği hala yüzde 10-15 bandında” dedi.

İstanbul Tıp Dekanı’ndan grip uyarısı: Acile başvurular iki kat arttı

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, bu sene kısıtlamaların bitmesi ve aşılamanın verdiği rahatlıkla maske ve mesafe kurallarına daha eksik uyarı edilmesi nedeniyle kışın daha baskı geçebileceği konusunda uyardı.

DHA’ya konuşan Prof. Dr. Tükek, Covid-19 salgınında durumun neredeyse geçen senekiyle aynı düzeyde ilerlediğini söyleyerek, bu sene ayrı olarak hastaneye yatışlarda büyük bir artma olmadığını, bunu da aşının sağladığını belirtti.

Ama diğer büyük bir tehlikeye işaret ederek, “Olgu sayıları halen istediğimiz düzeyde azalmadı. Kasım ayından sonradan büyük bir dalgayla, geçen seneyi geçirmiştik. Bu yıl aşılanmayla birlikte yatan hasta sayısında o kadar büyük bir artma olmadı. Ama vaka sayılarında azalma olmaması, önümüzde yoğun kış şartlarının olması, kısıtlamaların adamakıllı kalkması ve okulların açılmasını da hesaba katarsak, gerçekte kasım ayından sonrası gerçekten bizi endişeye sevk ediyor” dedi.

“BAZI ŞEHİRLERDE ORANLAR HALA FAZLA YÜKSEK”

Bazı şehirlerde 100 bindeki jurnal olgu sayılarının halen 500-600’lerde olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Tükek, uyarıda bulundu ve “Bir Takım şehirlerimizin kurallara uymadığını, muhtemelen aşılamada da geri kaldıklarını vaka sayılarından görüyoruz. 100 binlik sayılara 500’ü geçen şehirler var. İstanbul epey zamandır günlük 100 binde 200’lü rakamlarda gidiyor. Bu seviyeler tolere edilebilir. Çünkü olgu sayısının artmasını önlüyor. Fakat İstanbul’da işin içine girerse, yani 100 binde 300-400’e bile çıksa jurnal vaka sayısı, bu sayılar 30 binlerden 40-50 binlere ulaşabilir” diye konuştu.

“YOĞUN BAKIM YATIŞLARI 20’Lİ YAŞLARA DEĞIN DÜŞTÜ”

Aşısız grubun özellikle 30’lu yaşların aşağı çok daha pozitif olduğuna da işarete den Prof. Dr. Tükek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bilhassa 30 yaşın altına baktığımızda aşılanma oranlarının fazla düştüğünü, jurnal aşılamaların da azaldığını kendi kliniğimizde de gözlemliyoruz. Hastanede yatışlarda ise bize gelen hastaların dışında çok sayıda hasta için bir takım merkezlerden konsültasyon isteniyor bizden de. Burada dikkatimizi çeken şey, genel olarak 20’li yaşlardaki hastaların tedavisi için sorular geliyor. Bunların ağır pnömoni olup hastaneye yatırıldığı ve oksijen tedavisine başlandığı belirtiliyor. Normalde bir üstteki solunum yolu enfeksiyonu, mesela bir influenza’da, bu yaş grubunda bu değin ağır bir tablo beklemeyiz. Fakat maalesef koronavirüste tablo, ağır oluyor. Bilhassa Delta varyantı, gençlerde de önemli, ağır pnömoni yaparak hastanın hayatına mal olacak düzeye gelebiliyor. Hasta genç olmasına karşın yoğun bakıma düşebiliyor, yoğun bakıma düştükten ardından vefat oranları da artıyor. Aynı şey, 65 yaşın üzerindekiler ve kronik hastalığı olanlar için de hala geçerli. Maalesef kaybettiğimiz jurnal 200’ün üzerindeki vakalar arasında bu saydığım gruplar var.

istanbul-tip-dekani-ndan-grip-uyarisi-acile-basvurular-iki-kat-artti-937060-1.

“BU YAŞ GRUBU MASKE MESAFEYE DE DİKKAT ETMİYOR”

Toplumda ‘okullar açıldı, normal hayatımıza döndük, çağırmak fakat sorun ortadan kalktı’ gibi fazla hatalı bir inanış olduğuna değinen Prof. Dr. Tükek, aşılanmanın istenen düzeye ulaşana kadar önlemlerin bırakılmaması gerektiğine de şive yaparak, “Sözde risk değil artık gibi bir algılama var toplumda. Maskeye karşı zaten direnç vardı, hemen özellikle genç grupta hem aşılı değiller, keza de çok artı sosyal temas halindeler toplum içinde, öteki yaş gruplarıyla da diğer taraftan, dahası bu gençlerin maskesiz olması da hastalığın bu yaş grubu aralarında çok daha pozitif artmasına niçin oluyor. Aşı olmayan, maske takmayan ve sosyal mesafeye uymayan grup, koronavirüsün tam da istediği ortamı sunuyor” dedi.

“BU YIL İNFLUENZA AĞIR GEÇEBİLİR”

Geçtiğimiz yıl çok görülmeyen influenza, parainfluenza virüslerinin bu yıl her tarafta görülmeye başlandığına uyarı çeken Prof. Dr. Tükek, acil başvurularının iki katına çıktığını söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu an acillere başvurular iki katına çıkmış durumda. az daha hepsi boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık gibi üstteki solunum yolu enfeksiyonu semptomları ile geliyor. Natürel ki ilk olarak koronavirüsü hariç tutmak için PCR testi yapıyoruz. PCR sayılarımız da bu dönem iki katına çıkmış durumda. Ama gözlemlediğimiz kadarıyla Kovid fazla çıkma oranı değişmedi. Yine yüzde 10-15 bandında. Geri kalan yüzde 80-85’lik grup aslında diğer virüs enfeksiyonları ya da farklı semptomlar gibi gözüküyor. Özellikle influenza ve onun türevleri (parainfluenza gibi) üstteki solunum yolu enfeksiyonu yapan hastalıklar, havaların değişmesiyle bu sene fazla daha fazla gündemde. böylece geçen seneye nispeten grip aşılarını bu sene daha fazla öneriyoruz. Çünkü hem maske kullanımında azalma var keza de geçen sene hastalık yapmadı bu virüsler, bu sene daha ciddi rahatsızlık yapma potansiyeli var. Virüs her tarafta dolaşıma girdi ve insanlarda rahatsızlık yapmaya başladı. O yüzden tehlike grubundakilerin mutlaka grip aşısı olması gerekiyor. Bunlar açık havada tehlike grubundaki bir hastaya bakım veren kişiler gibi dolaylı risk taşıyanların da kendileri tehlike grubunda olmasa da grip aşısı yaptırmalarında menfaat var.”

“KISIR DÖNGÜYÜ FAKAT AŞI İLE KIRABİLİRİZ”

Aşılara rağmen hastalığa yakalanmanın doğal olduğunu, aşıların vefat ve ağır hastalığı engellemek üzere işe yaradığını da anlatan Prof. Dr. Tükek, sözlerini şöyle noktaladı:

“Tabii ancak siz yine kendinizi koruyacaksınız, maske takacaksınız, sosyal mesafeye devam edeceksiniz. Aşı sizin ölmenizi önlüyor, daha ağır rahatsızlık geçirmenizi engelliyor. İnfluenzada olduğu gibi, influenza aşısı da aynı. RNA aşılarında çoğunlukla bu var, sizin hastalığı daha ağır şekilde geçirmenizi önleyecek bir aşı yapılıyor lakin virüsü taşıyabiliyorsunuz. Daha kısa sürüyor hastalığınız ve bulaştırma etkiniz. Bir sarmal içerisine girdiğinizde diyelim ancak, şayet 5-6 ay vaka sayısında bir çoğalma olacak, sayılar benzer düzeyde kalacak lakin bir vakit daha sonra aşılanma ile bulaştırıcılığın azalması sağlanacak ve bu şekilde bu döngüyü kıracağız. Bu kısır döngüyü kırdığımızda, virüsün yayılmasını da engellemiş olacağız, virüs artık üzerinde yaşayacak organizma bulamadığı zaman da zayıflayacak veya kendi kendini değil edecek.”

Yorum yapın