Ekonomist Necmettin Batırel’den 2022 için bomba yorum! “Türkiye gerçekten uçacak”

“Şakkadanak” ifadesiyle gündeme gelen Ekonomist Necmettin Batırel, ”Türkiye 2022 yılında aslında uçacak. Yabancı yatırımcılar Türkiye’ye gelmeye başladı. Gelişen ülkeye anapara akımı yağar. Türkiye’deki doların yükselişi gördüğüm kadarıyla enflasyondan artı olmayacak. Enflasyon ne dek artarsa dolar böylece artar” dedi.

Katıldığı bir televizyon programında kullandığı “Şakkadanak” ifadesiyle gündeme gelen Ekonomist Necmettin Batırel, 2022 yılı Türkiye ekonomisini değerlendirdi. Batırel, 2022 yılında Türkiye’nin uçacağını vurgularken, yabancı sermayenin gelmeye başladığını söyledi. Batırel, BDDK’nın bazı ekonomist ve yazarlar hakkında suç duyurusunda bulunması, dolardaki düşüş, kur garantili TL mevduatı ve enflasyon hakkında açıklamalarda bulundu.

”Türkiye’ye anapara yağacak”

2022 yılı için beklentilerini açıklayan Necmettin Batırel, ”2022 yılında dolar, dünya para birimleri karşı ABD’nin faiz artırım sürecine girmesiyle birlikte birazcık değer kazanabilir. Bu sıradan olarak karşılanıyor. Omicron varyantının yayılması dolayısıyla beklentiler yavaş yavaş değişmeye başladı. ABD şayet 3 yok, 2 faiz artışı yapabilir. ABD faiz artırsa ne olur, ABD’deki faizler şu anda 0 ila 0,25 civarında bulunuyor. Tüm dünya dolara endeksli bir ekonomi yürüttükleri için dolardaki hareketler kendi para birimlerini etkiliyor. Türkiye 2022 yılında doğrusu uçacak. Tanıdık Olmayan yatırımcılar Türkiye’ye gelmeye başladı. Japonlar gelmeye başladı. Geçen sene pandemi dönemi olmasına rağmen 14 milyar dolar Türkiye’ye gelmiş. Gelişen ülkeye sermaye akımı yağar. İnşallah Türkiye’ye anapara akımı yağacak. ABD’de Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek için bence yeni bir adım attı. Türkiye’deki doların yükselişi gördüğüm kadarıyla enflasyondan artı olmayacak. Enflasyon ne kadar artarsa dolar pek artar” dedi.

“Kurların gevşemeye başlamasıyla algılama operasyonu bozuldu”

Son zamanlarda dövizde yaşanan sert yükseliş ve sert düşüşü değerlendiren Batırel, ”Uzun süredir Türkiye’nin dolardan çekmediği kalmamıştı. Dolar, TL karşı çok önemli zorlama unsuru haline getirilmişti. Yılbaşında dolar 7,43 liraydı, 18 Aralık’ta 18,75 liraya dek yükselmişti. Bu sıradan bir yükseliş değil. Bir ülkenin parasının değerini enflasyon belirler, enflasyon ne değin yükselmişse paranın değeri öyle düşmesi lüzumlu. Beklentilerin tümü yukarı içten kırıldı. Dehşet bir algılama operasyonu yapıldı. Türkiye krize sürükleniyor, enflasyon patlıyor, hükümet bankadaki dövizlere el koyacak gibi spekülatif ve insanları paniğe sevk edecek talimatlar peş peşe gelmeye başladı.

Sadece Türkiye’den değil, milletlerarası banka ve fonların hepsi bu şekilde Türkiye’ye kavrama operasyonu başlattı. İçerideki aradıklarını buldu, yurtdışında yapılan yayınları tercüme edip Türkiye’ye servis ettiler. İnsanlar paniğe sevk edilince dövize yöneldi, kurlar yükseldi. Kurlar yükselince haliyle enflasyon yükseldi. Kurların yükselmesi, Merkez Bankası’nın müdahale etmesini gerekli kıldı.

Fiilen Merkez Bankası müdahale etmeseydi daha iyi olurdu. Elindeki dövizleri harcamış oldu fakat kurlar sakinleşmedi.

Kurlar sakinleşmeyince hükümet bundan böyle fazla kayda değer bir karar aldı. Kur garantili TL mevduat hesabını devreye soktu. Bunun devreye girmesiyle beraber piyasalarda farklı beklenti oluştu. Zira herkes doların yükseleceğini ön görüyordu. Doların yükselmesi durdu.

Kur garantili TL mevduatı şu çağırmak: Hükümet diyor ancak, ”Döviz almanıza lüzum değil, döviz aldığınız süre elde edeceğiniz kazancı vatandaşa garanti ediyorum. Eğer TL hesabı açarsanız, farkı define ödeyecek. Döviz hesabınız varsa ve dövizi bozdurursanız farkı Merkez Bankası ödeyecek”. Bu birden bire beklenti değişimine yol açtı, kurlar gevşemeye başladı. Kurların gevşemeye başlamasıyla seziş operasyonu bozuldu” şeklinde konuştu.

”20 Aralık akşamı döviz satanlar bence açıkgöz davrandı”

20 Aralık akşamında dövizi nasıl hızlı düştüğünü ifade eden Batırel,”20 Aralık akşamı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hesaplı tedbirleri açıklamıştı. Türkiye’de piyasalar likit, artık 24 saat işlem yapılabiliyor. Dünyanın her göre ulaşılabiliyor. Bunu yapabilenler, doların düşeceğini gördükleri için sattılar. Bunu engelleyemezsiniz, cep telefonu ve bilgisayar üzerinden satıyor

Satanlar kendimce kurnaz davrandı. Ertesi gün, “Millet bankaları aralıksız döviz satıyor, bundan nedeniyle döviz düşüyor” dediler. Hiç alakası yok.

Define ve Maliye Bakanlığı döviz satmadığını açıkladı. Iyice bir idrak operasyonu gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Fazla fena vaziyette yakalandılar. Türkiye’nin güçlenmesini ve ilerlemesini istemiyorlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ”Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” diyor. Bunda son derece haklı. Yüksek faiz çağırmak, yüksek maliyet demektir” diye konuştu.

”Önümüzde 3 aylık bir kritik dönem var”

Önümüzdeki 3 avuç içi dikkat çeken Batırel, ”Gördüğüm kadarıyla yepyeni bir dönem başladı. Önümüzde 3 aylık bir kritik dönem var. Perşembe günü açıklanacak rakamlarda, bireysel yerli yatırımcıların döviz mevduat hesapları ne duruma geldiğini göreceğiz. şu anda 237 milyar dolar seviyesinde ama bu rakamın 90 milyar doları şirketlere ait. 147 milyar dolar olarak bireysel vatandaşların döviz hesabı var. Eğer 140 milyar dolara düşerse 7 milyar dolarlık bir mevduat TL’ye çevrilmiş olacak. Bayağı şartlarda Merkez Bankası’nın rezervleri normal şartlarda artacak. Açıklanan sistem çok akıllıca. Hem insanları sakinleştirdi keza piyasadaki döviz yükselişini kesti hem de enflasyonu önledi. Kurlardaki artış önümüzdeki 3 ay sonunda tam kendini muhakkak edecek” dedi.

”Trump’ın hesaplı yaptırım kararlarına rağmen Türkiye’de hesaplı kriz yanşamadı”

Batırel, sözlerine şöyle devam etti: ”Daha önce Türkiye’yi terörle edep etmeye çalıştılar. 40 seneden beri Türkiye’ye terör belasına bulaştırdılar, 300 milyar dolarımız gitti. 30 bin tane insanımız hayatını kaybetti. Terörden sonra şu anda ise dolar terörü yani idareli terör başladı. Gezi Parkı olayları olmadan önce Türkiye’de faizler yüzde 4,5 seviyesine kadar düşmüştü, enflasyon yüzde 7’lere gelmişti. Türkiye’nin ilerlemesini isteyen güçler otomatik olarak bize bunu empoze ettiler. Türkiye çok sağlam bir ülke, borçluluk oranı son derece düşük, bankalar son derece sağlam. Bu yüzden tüm darbelere karşısında direndi. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın idareli yaptırım kararlarına karşın Türkiye’de bir ekonomik kriz yaşanmadı, bu fazla kayda değer bir gelişme. Kriz seslenmek; üretimin durması, insanların sokaklara dökülmesi ve iflasların başlaması çağrıda bulunmak.

”Türkiye doğru yolda ilerlemeye başladı”

Türkiye dürüst yolda ilerlemeye başladı. Bugüne değin uluslararası bankalar, fonlar ve yatırım bankaları Merkez Bankası’nı etkiledi. Merkez Bankası’nın sahiden piyasaların önünde olması gerekli. O, ne derse herkes onun peşinden gelmesi lüzumlu. Bugüne dek pek olmuyordu. Uluslararası fonlar bir açıklama yapıyor, Merkez Bankası ona tarafından karar alıyor. Böyle birşey olmaz. Niye bize karışıyor? Karıştırmamak gerekli. Kendinizi geri planda tutarsanız, muhalif baskılı olur. O vakit Merkez Bankası geride kaldığı için onların dediği oluyordu. IMF’nin gelmesiyle beraber Türkiye’yi ithalata dayılı bir büyümeye soktular. O zamanda Türkiye fiilen tedirgin bir döneme girdi. İthalat dayalı çoğaltma şu çağırmak: Faiz yüksek, kurlar düşük. Kurlar düşük olduğu zaman Türkiye ithal cenneti oluyor. Fakat cari açığımız artıyor, cari açık artınca da en ufak olumsuzluk halinde kurlar yükseliyor. Kurlar yükseldiği zaman Merkez Bankası faiz arttırma haricen diğer türlü kurları düşüremeyeceğinin beklentisi içine giriyordu. Bundan Böyle bu beklenti bugün değişti.”

”Doların değerinde kaybetmesinden yok, TL’nin bedel kazanmasından son derece mutluyum”

Batırel, daha önce doları olanın servetinin mum gibi eriyeceğini açıklamıştı. Batırel, konuyla ilgili olarak, ”Mum gibi eridi, bunu göstergelere bakarak söyledim. Türkiye’nin bugünkü durumu ile doların 18,75’e çıktığı günkü durumu aynı. Hesaplı göstergeler son derece sağlam. Hakiki Sektör Güven Endeksi 106 seviyesinde. Kapasite Uygulama Oranı 78,7’ye yükselmiş vaziyette. Ekim ayında cari açık 3,1 milyar dolar pozitif vermiş. Hazine kasım ayında 30,2 milyar lira pozitif vermiş. Bütçe 11 ayda 42 milyar lira açık vermiş, daha önce 245 milyar liralık açık ön görülmüştü. Bütçe son derece sağlam. Merkez Bankası’nın rezervleri 125 milyar dolara ulaşmış, bankalarda şirketlerin 90 milyar doları var. Ülke böyle bir durumdayken TL niçin değer kaybetsin? En Ince Ayrıntısına Kadar balon ve spekülatif hareketler. Bende bu yüzden balon sönecek dedim, benle alay ettiler, paraşütsüz düşecek dedim tekrar alay ettiler. Sonunda haklı çıktı dediler. Ben doların bedel kaybetmesinden değil, TL’nin değer kazanmasından son derece mutluyum” şeklinde konuştu.

”Yapılan ekonomik hainlik”

BDDK’ın bazı ekonomist ve yazarlar için suç duyusunda bulunmasını değerlendiren Batırel, ”Bu adamların yaptıkları hesaplı hainlik. Türk parasını sat, git dolar al diyor. Merkez Bankası başkanlığı yapmış bir adam, Türk parasının istikrarını koruma için kararlar almış bir adam böyle bir şey söyler mi? Çok ayıp. Dolar al diyor. Niye al diyor, TL değerinde kaybetsin diye. TL değerinde kaybetsin oysa enflasyon yükselsin. Enflasyon yükselince ne olacak? Millet bunalacak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyguladığı olduğu politika netice vermemiş olacak, seçimlerde de mağlup olacak. Bu kadar saçma bahane olabilir mi? Yalnızca eski Merkez Bankası başkanı değil oysa, milletvekili ve yazan-çizer takımı var. Bunlar dolar 30-35 TL olacak dedi, hatalı yaptılar. BDDK suç duyurunda bulundu. Kabahat duyurusu ne çağrıda bulunmak? Bunlar yaptıkları işlemlerle kabahat işlediler, bunları yargılayın ve cezasını verin demek” ifadelerini kullandı.

Batırel, gündemde olan ‘Şakkadanak’ ifadesiyle ilgili olarak, ”2017 yılında Ahmet Hakan’ın ‘Nesnel Bölge’ programına konuk olmuştum. Programa Serbest Demirtaş hocayı da çağırmışlardı. TRT’de yaptığım programıma konuk geldiğinde kendisiyle tanışmıştım. O zamanlar dolar 3,60 ile 3,70 civarında seyrediyordu. Ben bu dolar hareketinin spekülatif olarak değerlendirmiştim. Merkez Bankası o zamanın dolar kuruna müdahale etse, “Şak diye 10 milyar dolar satsa piyasa ne oldu der” derdim. “Bir 10 milyar dolar daha satar sırtı yere gelir” dedim, “Bir 10 milyar dolar daha satsa ondan daha sonra biter” dedim. Biraz abartma yaptım. Merkez Bankası’nın müdahalede ne dek istikrarlı olduğunu göstermek için bunu söyledim. Ahmet Hakan bunları, Serbest Demirtaş’a da sordu, o sırada Hür Demirtaş çeşitli mimikler gösterdi. daha sonra Özgürlük Demirtaş, Nisan 2021’de Merkez Bankası Necmettin Batırel’i dinlemiş dedi. Kendisi de dolar yükselecek diyordu ama hemen “Sokak köpeklerini koruyalım” diye tweet atıyor. Gördüğüm kadarıyla son derece efendi, beyefendi, aklı başında bir adam” açıklamasında bulundu.

Yorum yapın