Davadan geldim

author

KAAN SEZYUM

2021.11.03 06:53

“Dava da dava… Dava da dava… Dava değin taş düşsün başınıza…” çağırmak isterdim lakin son birkaç yılda bu davanın ne davası olduğu azıcık azıcık daha da anlaşılıyor. Dava seslenmek rant çağrıda bulunmak en ilk önce. Dava seslenmek komite çağırmak. Dava aramak dolanbaşlı yoldan gelen bağış üstüne meslek takibi yerine getirmek seslenmek. Dava demek, ahlaklı gibi görünüp en fikir almaz acımasızlığı yerine getirmek demekmiş. Dava aramak koltuğu bırakmamak, dava demek, cemaatleri beslemek, onları en kritik yerlere oturtmak, çıkar için yaşam karartmakmış. Dava çağrıda bulunmak, okuyana, eğitimliye tasa elde etmek, hayatlarını bunaltmakmış. Dava seslenmek gence, öğrenciye çile edinmek, ülkeden kaçırmaya çalışmakmış.

Dava seslenmek beyin göçünü teşvik etmek için yapılabilecek her türlü akılsızlığı yerine getirmek demekmiş. Dava demek geçiş garantisini, pek böyle de yok, akıllara sığmayan oranlarda verip köprüler, yollar yabmakmış. dahası garantileri döviz üzerinden yaptık mı, değmeyin sakalımıza. Dava çağırmak, kendi içinde pastayı paylaşamayıp ülkeyi uçurumun kenarına getirmek, vatandaşı vatandaşla aleyhinde karşıya getirmekmiş. Dava çağrıda bulunmak, adam kayırmakmış. Dava demek Audi’yi hoşlanmamak, tabaksız kalmamakmış. Dava aramak önem katarı uzunluğunda makam arabalarıyla, çakarlarla, alışılmadık sesli kornalarla, güvenlik şeritlerinden, icabında vatandaşın üstüne üstüne şipşak sürerek geçerken bitmek bilmeyen konvoylarda abes anlamsız hava basmakmış. Dava çağırmak yurt açık havada kendi kendine tokalaşmakmış.

Tabii dava insanı olunca yapmanız gereken, yapmazsanız olmaz şeyler de var. Örneğin sürekli kandırılmanız gerekiyor. Mesela kendisini büyütüp palazlandırdığınız oluşumların aşağı ezilmek çağrıda bulunmak. Davanın başlıca ameli rant olunca da bundan böyle, davaşörler arasında bir farklılık olabiliyor. Kimi dava dostları daha karlı alış-verişlere, kimsenin denetlemediği noktalarda, limanlarda, marinalarda bazı olağanüstü akçeli işlere girebiliyor. Mesele gelir olunca, gün geliyor, en güzel nehirlerimiz, en güzel ağaçlarımız davanın altında kalabiliyor. Lakin üzülmeyin, dava insanları bu güne değin ülkemize milyarlarca fidan ağaç ekmiş. Gün hesabına vursan garip bir sayı ediyor sırası gelmişken.

Davanın diğer taraftan ar-ge kısmı var. Dava sayesinde senelerdir yerli ve ulusal Vanilli araçlarımız, uçan arabalarımız, sarı çfke taksilerimiz vatan ve millet sevdasının o ince yorganının altından bir türlü çıkamıyor. Dava denildi mi akıcı sular duruyor. Dava sevdalıları zaten halkla iç içe yaşamayı da fazla seviyor. En basitinden bir el sallamak için bile halktan 200-300 metra uzaklık olmak zorunlu. Dava çağırmak şatafat demek, şaşaa çağrıda bulunmak. Ama içi abes altın varaklı bir tencere misali, modern dünyada içi manâsız tencerenin aktüel Halil İbrahim sofrasında da hiçbir yeri değil. Tencere altınla astarlı, içi bomboş. dahası anlamsız tencere nasıl ses yapıyor bilmezsiniz… Soran olursa en süpersonik ülkeyiz. Bütün dünya bize neden düşman acaba? Altın kaplamalı tenceremizi çekemiyorlar her hâlükarda. Marketlerinde kuyruklar… Bizde ise davasız vatandaşları markete girdi mi iki poşet alışveriş yapıp 250 lira atamak zorunda kalıyor. Onu da cebinde bulamıyor. Çıkart cebinden telefonunu göreceğim. 2021 yılında cebinde cep telefonu var aramak?

Dava bitmiyor, dava devam ediyor. Yurtta ve yurt haricen. Paralar, gemiler, uçaklar, limanlar, şirketler, akrabalar ve öteki tüm lüksler bir yanda ışıl ışıl parlarken, bir yana da geleceği, hayatı kararan insanlar.

Dava da davaymış hani. Üzerine koy koy bitmedi, yetmedi; doymadı, gitmedi.

Yorum yapın