Bakan Nureddin Nebati duyurdu: Temel gıdadan otomotive sektörlere inceleme başlatıldı

Define ve Maliye Bakanı Nebati haksız fiyat artışları ve stokçulukla ilgili yaptığı açıklamasında esas yiyecek, temizlik ürünleri, otomotiv, mobilya, alkollü-alkolsüz içecek, çimento, pabuç, kozmetik, inşaat malzemesi, kağıt, plastik, kırtasiye, gübre, hububat depolama ve antrepoculuk gibi alanlarda analiz başlatıldığını duyurdu.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, spekülatif fiyat oluşumuna neden olunduğu ve stokçuluk yapıldığı iddialarıyla ilgili, arasında temel yiyecek, temizleme ürünleri ve otomotiv sektörlerinin de yer aldığı birçok sektöre karşın ücret incelemesi başlatıldığını açıkladı.

Dünya Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Bakan Bitkisel, temel yiyecek, temizlik ürünleri, otomotiv, çimento, gübre, hububat depolama ve antrepoculuk (lisanslı depo) gibi spekülatif fiyat hareketliliğinin veya stokçuluğun saptama edildiği sektörlerde saha denetimleri yapılarak, tehlikeli mükelleflerin saptama edildiğini söyledi.

Nebati, Kur Korumalı Mevduat hesaplarında birikimin 539 milyar liraya ulaştığını, tüzel kişi herif sayısının ise 27 bin olduğunu bildirdi.

Salgının ekonomi üzerindeki etkisi azalmaya başlamışken derhal de Ukrayna krizi çıktı. Bu durum Türkiye ekonomisini ve uygulanmakta olan programı nasıl etkileyecek?
Son 20 yılda yapılan reformlar ve uygulanan politikalar neticesinde; Türkiye ekonomisi geçmiş dönemlerdeki kırılganlıklarını azaltmış, güçlü kamu maliyesi ve bankacılık sektörüyle iç ve dış şoklara karşı manâlı bir direnç geliştirmiştir. Nitekim bu dayanıklılık baştan sona, salgının bütün dünya ekonomilerini olumsuz etkilediği ve küresel ekonominin yüzde 3,1 oranında daraldığı 2020 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 1,8 oranında büyüyerek Çin ile birlikte pozitif artış kaydeden iki ülkeden biri olmuştur. Küresel ölçekte arz zincirinde görülen aksamalar, salgın kaynaklı belirsizlikler ve tez artan girdi fiyatlarına rağmen Türkiye ekonomisi 2021 yılında yüzde 11 oranında büyüyerek son 10 yılın en enerjik performansını göstermiştir. Bu Nedenle Türkiye açıklanan veriler itibarıyla G20, OECD ve AB ülkeleri aralarında en fazla yükselme kaydeden ülke olmuştur.

Yakın zamanda manâlı ticaret ortaklarımız Rusya ve Ukrayna aralarında tezahür eden vaziyetin insani ve toplumsal boyutta oluşturacağı yok edici sonuçlarının yanı sıra küresel ölçekte de bir dizi hesaplı olumsuzluğa neden olabileceği aşikârdır. Bilhassa enerji ve tarımsal emtiada yaşanan fiyat artışlarının hâlihazırda yüksek seyreden küresel enflasyonist ortama ilave baskı yapması ve mali piyasalarda oynaklıklara yol açması beklenmektedir. aynı zamanda, küresel tehlike iştahının azalması ve uluslararası sermaye hareketlerinin daha da yavaşlaması tahmin edilmektedir. Bu küresel risklerle birlikte Rusya ve Ukrayna ile olan idareli ilişkilerimizin boyutu sebebiyle ülkemiz dış ticaret, turizm, enerji ve gıda sektörlerinde de etkilenebilecektir.

Nitekim 2021 yılı itibarıyla laf konusu iki ülkenin ihracatımızdaki payı yüzde 3,9 iken, ithalatımızdaki payı yüzde 12,4’nesil. Turizm açısından değerlendirildiğinde Rusya ve Ukrayna’dan ülkemize gelen ziyaretçilerin sayısının takriben 7 milyon olduğu görülmektedir. üstelik, salgın sonrası dönemin en yüksek seviyelerine ulaşan petrol ve doğalgaz fiyatlarının gerek enflasyon gerek cari işlemler dengesi üstünde negatif etkiler yapacağı değerlendirilmektedir. İlaveten, laf konusu ülkelerde manâlı bir ağırlığı olan Türk müteahhitlik firmalarının süreçten olumsuz etkilenebileceği düşünülmektedir.

Son olarak, iki ülkenin tarım ürünlerinde manâlı ticaret ortaklarımız olması sebebiyle, tarım sektörünü etkileyebilecek gelişmeler de yakinen peşine düşüp takip edilmektedir. Kuşkusuz bu risklerin ülkemiz ve öteki ülke ekonomileri üzerindeki etkileri, savaşın süresine ve boyutuna alt olarak değişebilecektir. Ekonomi yönetimi olarak, bütün bu gelişmeleri ve mümkün etkileri paydaş kurumlarımızla birlikte yakından takip ediyor ve söz konusu gelişmelerin ekonomik boyutlarını tüm alanlarıyla ele alıp değerlendiriyoruz.

Örneğin; Fiyat İstikrarı Komitesindeki bakanlıklarımız ve kurumlarımız ile birlikte bu krizin etkilerini de değerlendirdik. Buna tarafından, yiyecek talep güvenliğinin sağlanması ve yiyecek ürünlerine erişimde sorun yaşanmaması nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığımız Ukrayna’dan tarım ürünleri ithalatına ilişkin kolaylaştırıcı kararını uygulamaya koymuştur.
Malumunuz, Türkiye Ekonomi Modeli uygulamaya aldığı parasal enstrümanlarıyla finansal piyasalardaki oynaklığı hızla ve manâlı ölçüde gidermiş ve ekonomide güven ortamının devamlılığını sağlamıştır.

Türkiye Ekonomi Modeli ile yatırıma, üretime ve ihracata odaklanarak, yüksek istihdam sağlayan katma değerli artma hedefimize ulaşmayı amaçlıyoruz. Bu çerçevede dengelenmiş ve istikrarlı yükselme hedefine karşın çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdüreceğiz. Ukrayna-Rusya krizinin de bu ekonomik modele mümkün olumsuz etkilerini de azaltmaya yönelik her türlü tedbiri almaya devam edeceğiz.

İhracatta süren artışa rağmen, ithalat daha süratli artıyor, dış ticaret açığındaki genişleme, sürdürülen ekonomik program üzerinde baskı oluşturabilir mi?
Türkiye Ekonomi Modeli ile esas hedeflerimizden birisi dengelenmiş bir artış kompozisyonu ile birlikte cari dengede daimi iyileşme elde etmektir. Bu yolda da biliyorsunuz 2021 yılında önemli uzaklık kat ettik. Dinç yükselme ile birlikte cari açığın kayda değer ölçüde gerilediğini gördük. Diğer yanlamasına, küresel konjonktürde meydana gelen olaylarla birlikte doğalgaz ve ham petrol ilk önce elde etmek üzere enerji fiyatlarında kayda değer yükselişler olmuştur. Bu koşul Ocak ve Şubat aylarında ithalat faturamızda hızlı artışa neden olmuştur.

öte taraftan sanayi üretimi ve ihracattaki olumlu görünüş sebebiyle enerji hariç ara malı ithalatı da büyüme göstermiştir. bununla beraber, ihracat performansının adaleli seyri ile enerji hariç dış ticaret açığında iyileşme görülmektedir.

Nitekim, 2021 Şubat ayında yıllıklandırılmış enerji hariç dış ticaret açığımız 26,3 milyar dolar iken, Şubat 2022 itibarıyla yıllıklandırılmış enerji hariç dış ticaret açığı 5,0 milyar dolara gerilemiştir. Bölgemizdeki politik istikrarın tekrar tesis edilmesi durumunda, miktar zincirlerindeki problemlerin çözülmesi ve küresel enerji fiyatlarındaki normalleşmeye yan olarak önümüzdeki dönemde dış ticaret ve cari işlemler dengesinde tekrar iyileşme eğilimi beklemekteyiz.

Döviz kurunun gecikmeli etkisi görülecek
Enflasyon, alıcı fiyatlarında yüzde 50’yi, imalatçı fiyatlarında yüzde 100’ü aşmış durumda, enflasyonun bundan daha sonra nasıl bir seyir izleyeceğini düşünüyorsunuz? Üretici ve alıcı enflasyonu arasındaki makasın daralması mümkün mü?
Enflasyonla çaba en manâlı önceliklerimizden birisidir. Bu alanda lüzum kısa vadeli gerekse orta ve uzun vadeli politika adımlarımızı hayata geçiriyoruz. Ilk Önce fiyat istikrarını olumsuz etkileyen döviz kuru dalgalanmalarını alıkoymak üzere bir dizi enstrümanı hayata geçirerek önemli kazanımlar elde ettik. Son dönemde, yiyecek ürünlerinde KDV oranını yüzde 8’den yüzde 1’e, elektrikte ise KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdik. Söz konusu tedbirler enflasyonla mücadelede kararlığımızı göstermektedir. Diğer yandan, enflasyonun yapısal unsurlarına yönelik çalışmalarımızı ise Fiyat İstikrarı Komitesi bünyesinde ilgili kurumlarımızla birlikte sürdürüyoruz.

Bildiğiniz üzere, salgın sonrası dönemde tüm dünyada enerji ve diğer emtia fiyatlarında görülen artışlar ve tedarik zincirlerindeki aksaklıklar küresel düzeyde enflasyonun artmasına niçin olmuştur. Arz yönlü bu etkiler ülkemizde de hissedilmiştir. 2022 yılı genelinde maliyet yönlü baskılar, döviz kurunun gecikmeli etkisi, küresel enerji fiyatlarının etkileriyle enflasyonun yüksek seyretmesi beklenmektedir. Yılsonunda enflasyonun atılan istikrarlı adımlarla gerilemesini bekliyoruz. Enflasyonda düşüşü sağladığımız süre TÜFE ile ÜFE arasındaki makas da daralacaktır. Önümüzdeki dönemde enflasyonun düşmesi noktasında disiplinli maliye politikasına da devam edilecek; ve bütün politikalarımızda paydaşlarımızla iştirakçi girişim sürdürülecektir.

İndirimlerin fiyatlara yansımasını bekliyoruz
Bilhassa yiyecek ve enerji fiyatları kaynaklı enflasyonun indirilmesi konusunda, mevcut uygulananların haricen özel bir program uygulamayı öngörüyor musunuz?

Ülkemizde bilhassa gıda ve enerji fiyatları kaynaklı baskıların enflasyon üzerinde etkin olduğunu görüyoruz. Yiyecek fiyatlarındaki artışı teftiş altına elde etmek için tarımsal üretimi desteklemek namına tarım desteklerini 25,6 milyar TL’den 29 milyar TL’ye çıkardık. Ayrıca, yakın zamanda gübre fiyatlarında indirim yaptık. Ilk Önce hububat ve yağlı tohumlar olmak üzere yiyecek ve hammadde talep güvenliğinin sürdürülebilirliğini karşılamak nedeniyle imal aşamasından yurtiçi satış ve dış ticaret dahil tüm ticari aşamalarda zorunlu tedbirlerin vatandaşlarımızın lehine uygulanması yönünde adımlar atacağız. ‘Birlikten Berekete’ isimli proje üzerinde çalışmalarımıza devam ediyoruz ve yakın zamanda hayata geçireceğiz. Bu projemizle, tüketicilerin belirli esas ürünlerde makul fiyatlarla ürünlere erişimini sağlayacağız. Ayrıca, ilk kez aidat elde etmek üzere attığımız adımların fiyatlara yansımasını yakından peşine düşüp takip edeceğiz. Piyasa gerçekleriyle uyuşmayan haksız fiyat ile mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Bu kapsamda, Bakanlığımızca oluşturulan Enflasyonla Uğraş Timi ile firmalar yakından denetlenmekte ve piyasa dengesiyle uyumsuz fiyat hareketleriyle ilgili yasal zeminde en sert önlemler alınmaktadır.

“Stokçu sektörlerde tehlikeli mükellefler saptama ediliyor”
Fiyat artışlarıyla ilgili artırılan denetimlerin sonuçlarının ölçülmesine ilişkin bir mekanizmanız var mı?
Bakanlık data tabanında bulunan e-kayıtlar fatura, e-irsaliye ve güya elektronik evrak verileri, mükellefler kadar bildirilen veya Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından elektronik belgelerden faydalanılarak oluşturulan alış satmak beyanları, mükelleflerin finansal tabloları üzerinden yapılan çözümleme çalışmaları ile bakanlığımıza intikal eden ihbar ve şikâyetler hassasiyetle değerlendirilmektedir.

Bakanlığımız inceleme birimlerinde yürütülen bu incelemeler akabinde fiyat artışlarının ya da stokçuluğun gözlemlendiği sektörler bazında saha denetimleri ve fiili envanter çalışmaları yapılmaktadır.

Esas yiyecek, temizlik ürünleri, otomotiv, mobilya, alkollü-meşrubat, çimento, ayakkabı, kozmetik, inşaat malzemesi, kağıt, plastik, kırtasiye, gübre, hububat depolama ve antrepoculuk (lisanslı depoculuk) başta elde etmek üzere spekülatif fiyat hareketliliğinin veya stokçuluğun tespit edildiği sektörler nezdinde fiili envanter, kontrol, izahat istenmesi gibi saha denetimleri yapılmak suretiyle tehlikeli mükellefler saptama edilmektedir.

Yapılan saha denetimlerine yoğun bir şekilde devam edilmekte olup, haksız fiyat artışları ve stokçuluğun önlenmesi adına ilerleyen dönemlerde de kararlılıkla sahada bulunulmaya devam edilecektir.

Yürütülen bu çalışmaların değerlendirilmesi sonucunda vergisel yönden tehlikeli olduğu saptama edilen mükellefler nezdinde cari sene ödenti incelemeleri de yapılmaktadır.

“KKM’de 539 milyar lirayı aşıldı, tüzel tip sayısı 27 bin”
24 Aralık 2021 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Kur Korumalı Türk Lirası Vadeli Mevduat ve Katılma Hesapları enstrümanını hayata geçirdik. Vatandaşlarımızın büyük ilgi gösterdiği bu ürün, döviz kurlarında gördüğümüz istikrara kayda değer bir katkı maddesi sağlamıştır. 4 Mart 2022 itibariyle KKM hesaplarındaki toplam tutar 539 milyar TL’yi geçmiştir. Bu tutarın yüzde 57,3’ü (308,6 milyar TL) TCMB dahilinde dönüşümlerden, yüzde 42,7’si (230,5 milyar TL) Define kapsamındaki dönüşümlerden oluşmaktadır. 853 bini hakiki ve 27 bini tüzel birey elde etmek üzere KKM hesapları toplamda 880 bin herif sayısına ulaşmıştır.

Bu çalgı ile amacımız kurdaki oynaklığı azaltarak istikrara kavuşturmaktı. Enstrümanın duyurulduğu tarihten itibaren bunu başardık. Bildiğiniz üzere Kur Korumalı Hesapları kademe kademe devreye aldık. İlk olarak hakiki kişilerle başladık, sonrasında bu uygulamaya altın hesapları ve tüzel kişileri de dahil ettik. Kur Korumalı hesaplar dışında da adımlar atıyoruz. 60 milyar TL’lik KGF paketlerini Şubat ayında duyurduk, yastık altı altınları ekonomiye kazandırmak için Altın Tasarruf Sistemini yürürlüğe aldık. Makroekonomik istikrarı sağlama konusunda gereken bütün adımları atma konusunda kararlıyız.

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir