Adına yakışır derbi

author

FIRAT TOPAL

[email protected]

2021.11.02 10:18

Bu haftadan itibaren Avrupa’nın doruk liglerinden olan Sultanlar Ligi’ne ve voleybol dünyasına haftalık görünüm atacağız. Geçen haftanın en uyarı verici karşılaşması ise Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki derbiydi.

Adına yakışır derbi

BirGün okurları için her hafta, bir panorama biçiminde yayınlacağımız Sultanlar Ligi yazılarının ilkine hoşgeldiniz. Türkiye’nin takım sporları baz alındığında keza kulüp keza de ulusal takımlar açısından en başarılı dalı ve bu dalla ulaşan sporcular hem daha artı konuşulmayı hem de daha pozitif izlenmeyi hak ediyor.

Natürel şunu da maddeler halinde sıralamak lazım, bilhassa 2021 yazında Uluslar Ligi, Tokyo Olimpiyatları ve Avrupa Şampiyonası biçiminde arka arkaya 3 turnuva kapsamında karşımıza çıkan voleybol ve bayan voleybolcularımız ile teknik takım, bize büyük gururu yaşatmalarının yanında eleştirel bir bakış açısını da adalet ediyorlar. Keza kulüp keza de milli takımımızın önemli bir potansiyeli var ve bu potansiyel, sınırsız bir hayranlıkla desteklenmemeli. 2003 Eylül ayında, Ankara’daki Avrupa Şampiyonası finalinde, Glinkalı Skowronskalı Polonya’ya mağlup olan Natalia, Neslihan, Gülden, Esra, Arzu’li kadrodan beri bayan voleybolunu yakından peşine düşüp takip eden birisi olarak, umarım bu köşede lige adalet ettiği ilgiyi toplayıp, sizleri bilgilendirebilirim. İlk hafta, genel bir tanıtım ve değerleme yazısı ile başlayalım.

LİGİMİZ ZİRVEDE

Sultanlar Ligi ayrıca takımların kazandığı uluslararası başarılar, keza de bünyesinde bulundurduğu oyuncular ile Avrupanın en önde gelen 3 liginden bir adam başına. Avrupa’nın 1 numaralı kupası, 2000 yılından bu yanlamasına bir Şampiyonlar Ligi formatında organize ediliyor ve bu turnuvada 10 kazanan çıkaran İtalya’nın arkasında, Türkiye 6 şampiyonlukla geliyor. Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda ise 6 kazanan çıkardık, bu alanda Brezilya (3) ve İtalya’nın (2) önündeyiz. Sporcu bazında da durum pek farklı değil. Kadınlar voleybolunun lokomotıf mevkisi pasör çaprazı pozisyonunda Avrupa voleybolunda rakipsiz olarak kabul edilen 3 oyuncudan 2’si Türkiye’de forma giyiyor. Tijana Boskovic ve Isabella Haak’tan bahsediyoruz, diğer isim Paola Egonu 2 sezondur Avrupa voleybolunun zirvesindeki Imoco Volley’de ve bu sezon başı kendisi hakkında Fenerbahçe dedikoduları dolaşıyordu. Bu üçlüye birkaç yıl içinde (belki de daha erken) katılması beklenen Arina Federovstava da, Fenerbahçe forması giyiyor. Ligin, bu sezon önceki sezonlardan önemli bir farkı daha var.

Yarışmacılık. Serie A Femminile, Imoco Conegliano’nun arka bahçesine dönmüş durumda, buna yazının sonunda değineceğiz. Sultanlar Ligi ise bu sezon, ligin zirvesini hedefleyen her takımın birbirini yenebileceği, yeni takımların yükseklik yarışına katıldığı ve orta sıralardaki bazı takımların büyüklere kafa tutma oranının arttığı bir ilk birim yaşadı. Bu, elbette ligin kalitesini artıracak, ama öte yandan hem Şampiyonlar Ligi, hem de aralık ayında Ankara’da yapılacak Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda Imoco ile Sultanlar Ligi’nden gelen takımların arasındaki makasın açılmasını da beraberinde getirebilir.

DERBİ HEYECANI

Galatasaray – Fenerbahçe derbisi kuşkusuz haftanın maçıydı. Maç öncesinde 4 başarı ve 1 bozgun almış iki takımın mücadelesi, karar setinde belirlenirken birçok oyuncu da kendi hikâyelerini yaşadılar. Bunların başında kesinlikle Naz Aydemir Akyol geliyor. Avrupa Şampiyonası kadrosunun haricen kalışının arkasındaki soru işaretleri hala cevaplanmamış Naz, Zoran Terzic göre Fenerbahçe’de de ilk 6’nın parçası olarak lige başlamayıp, yerine Buse tercih edilince, voleybol camiasında, onun geleceği ile ilgili kaygılar artan bir şekilde artmıştı.

Terzic, sonunda inadından vazgeçti ve derbide, ülke voleybol tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı sporcusunu sahaya attı, o da neden yalnızca “pas veren” bir pasör olmadığını kanıtladı. Yaptığı 4 blok, sırp orta oyuncu Mina Popovic ile beraber onu maçın en çok blok sayısı bölge ismi yaptı. Terzic’in Buse’yi oynatma ısrarı, onu galip gelmek için olabilir ve saygı duyulabilir, ama orta oyuncusu, smaçörü ile pasör çaprazı takıma bu sezon katılmış bir takımın içine genç Buse’yi atmak onun gelişimine katkı yapmayı bırakın zarar verebilir. Bunu ola ki 16 yaşında Eczacıbaşı kadrosunun içine atılmış Naz’dan bekleyebilirsiniz, fakat o zeka sezon ortasında olmuş bir gelişme idi, unutmayalım. Bu şahane maçın bu derece çekişmeli geçmesinde, Galatasaray tarafında haftanın en iyi libero performansını veren Gizem Güreşen’i, maçın en skoreri olan Anthi’yi ve elbette maçın oyuncusu olmanın kıyısından geçen Alexia’yı unutmayalım.

FENERBAHÇE TOPARLANDI

Karar setinde saha değişimi yapıldığında, Alexia maçı elinde tutuyordu, fakat Arina Federovtseva, maçın son bölümünde ağırlığını koydu ve maçı aldı götürdü. Galatasaray önümüzdeki haftalarda zirveyi zorlayacağının sinyallerini verirken, Fenerbahçe de zorlu derbiyi kazanıp, umulmadık THY mağlubiyetinin arkasında toparlandı diyebiliriz. Gelecek haftaki PTT maçı, onların nasıl bir yola girdikleri konusunda iyi bir mesaj verecek. PTT, birincil 5 haftayı, kayıpsız geçtikten sonradan, bu sezon kadro yapısı, antrenör seçimi, Tijana-Maja ikilisinin takımdaki ağırlığı gibi konularda fazla artı tartışmalar dönen Eczacıbaşı’na 3-0 mağlup oldu. Eczacıbaşı’nda, Hande Baladın’ın durumu yalnızca onları değil, ulusal takımı da ilgilendiriyor. Eylül ayındaki Dünya Şampiyonası’na dek, smaçör pozisyonunda ülkenin en fazla şey beklediği isim daha pozitif yükümlülük alabilecek fırsatları yakalayabilecek mi göreceğiz. Bu da yeniden Ferhat Akbaş, Boskovic ve Ognjenovıc arasındaki iletişime yan olacak. Bu yazıda fazla yer veremedik, oysa lideri atlamayalım tabii ama. Vakıfbank, ligin daha aşağı sıralarındaki Nilüfer Belediyesi’ni rahat bir oyunla 3-0 geçti.

Vakıfbank’ın, Maja’nın gidişi sonrası Imoco ile olan Avrupa zirvesi yarışının nasıl şekilleneceğini aralık ayında göreceğiz. Natürel unutmamak lüzumlu, bu yarışın karar maçlarından birisi, geçen sezonun CEV Şampiyonlar Ligi final maçında, Maja’nın beklenenin aşağıda kaldığını da bildirmek lüzumlu, yani Vakıfbank, Cansu’nun bu yaz gördüğümüz çok iyi performansı göz önüne alınırsa, şayet de o derece büyük bir kayıp yaşamadı.

IMOCO REKORU KIRABİLİR

Yazıyı da bu rekabet ile kapatalım. Vakıfbank’ın sahip olduğu, 73 maçlık defalarca devlete ait maç kazanma rekoru tarihe gömülmek üzere. Imoco, 70 maçtır kazanıyor ve rekoru kırma yolundaki son önemli sınavı geçtğimiz Cumartesi akşamı verdiler. Vero Volley Monza’nın, Polonyalı pasör çaprazı Magdalena Stysiak’ın 29 sayıyla, Egonu’yu yıkmaya çalıştığı maçı, 2-1 geriye doğru düşmelerine ve karar setinin son bölümüne 13-12 mağlup girmelerine karşın 3-2 (15-13) kazandılar. Bundan Böyle önlerinde rekoru zarar vermek için onları o kadar zorlayacak maç değil. Büyük ihtimalle, 21 Kasımdaki Delta Despar Trentino maçı ile Guinness plaketini müzeye koyacaklar. yeniden da bu rekoru incitmek çok baskı olabilir.

***

Haftanın takımı: Bolu Belediye

Ligin flaş takımı, 4 maçı 5 sette biten ve asla pes etmeyen, 2 Taylandlı oyuncu transferiyle, maç yayınları canlıda 50 bin, toplamda 500 binleri zorlayan Sarıyer Belediyesi’ni 3-0 gibi şok bir skorlar geçtiler. Bolu seyircisi her maç salonu dolduruyor ve övgüyü yargı ediyor.

Haftanın Oyuncusu: Naz Aydemir Akyol

Gizem Güreşen ve Anthi’ye de kürsünün diğer basamaklarını verelim.

Haftanın Maçı: Fenerbahçe-Galatasaray: 3-2

Son not, voleybol sporunun ülkemize özel bir avantajı daha var. Maçların tamamını açık ekranlardan takip etmek ve kaçırıldığında benzer gün, YouTube üzerinden izlemek muhtemel. Herkese iyi seyirler.

Yorum yapın